23 Ekim 2024 Çarşamba

tümce-lem

sıralıdırtümcelerdeğmezlerbirbirlerineokşarlarokyanusderinliklerindensatırlarıdizelerçıkagelirkaranlıkgecedekaranlıkgecedeveıslakkayıpolurlaratlılarlagelirlerhanibirvakitkeremileaslıiştedestantümcelerdetümceleryoksaydınızkendinizisizhepvardınızdizearalıklarındaağırmelankolitanrılartanrıçalarhititarabalarıylageldilergöktanrıyertanrızeuskudretsahibisanakurbanverdiksunulardatümceleribirbirlerinedeğmeyentümceler

Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.

ara/yüz

 ey, oğul!

düş giz olan renk ahenksiz harabemize
heybende sakladığın yazgını serpiştir sunağımıza
damarını bul da şırıngala kırmızı kanımızı

ey, oğul!

kavaklar esiyor vahşi/zarif öfkemize doğru bak
çalgılar/çamlar/taşlar devriliyor mabedimize
kez bileklerini çıksın kutsalımız öz yurdumuza

ey, oğul!

genişliyor evren sisler arasında ağır ağır
sütunlarımızı bozma sakın/hakim oluş canavarımızla
ırmaklara ada tapınçla yavaşça en kıymetlimizi

ey, oğul!

sıcak yuvamızda buzlaştırmışız kutsal dölümüzü
bırak serpintilere özgür/aykırı tapsınlar tanrılara
servilerimizi al da açsın ellerimiz göğ delenlere

ey, oğul!

çıplak bir ettir insanoğlu bir gök gürüldemese yere
o anda taparız/göklere/yeryüzlerine/göremeyiz mücevherimizi

ey, oğul!

bir bakışın ara yüzdeki bilincin ifadesini görüntüle

düşleme...

Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.

günahsız

bakır kandil gri
laleler açıyor hantal

ışık tanrısına...

darp izleriyle çığlıklar at
afyon kemik metal
pislen de sonra

tekil tanrıçana sun!

cenin gibi en temize
heybende sakladığın günaha
lanet okusun ilaheler

aşılır elbet tanrı-bilim-şehvet

kırmızı

kirlen!

                 ***
bakır kandil gri
laleler açıyor hantal

ışık tanrısına...

perhiz denizine gir
kutsal su okunmuş şeker
paklan da sonra

bozkır çığlıklarıyla
gebe tanyerine
bir selam ver!

hançer gibi en kanlıya
imgelemdeki kutsala-güzele
lanet okusun ilaheler

aşılır elbet tanrı-bilim-şehvet

kırmızı...

arın!

Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.

salkım suyu

işte üzünç
genç ihtiyar
ve bakire

insan yanımıza göre
bakir bir doğa

bir tül
bir pars derisi
yontularda saksağanlar
asma yaprağı çam kozalağı

incir meşe

bir tırnak boyu kazılar

salkım suyu

işte ege
akdeniz

Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.

süreç

koca deniz
büyütür balıklarını
çok tanrılı düzende

yıkar elleriyle

doğanın
sonsuzluğu içinde

şarap şölenlerinde
dans eden
şarkı söyleyen
şiir okuyan

tanrı-tanrıçalar

yonttular her taşı
mermeri

resmedildi uygarlık

duvar duvar oyuldu
medeniyet dediğin
diyar diyar
bırakıldı yarınlara

bir gezginin kendisini
vurması gibi
yollara...

bir gezginin kendisini vurması gibi
yollara...

Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.



kusku

dölakşamlarındaçocuklardoğarlarengüzelençirkinebirselam!

annem için...

kemiren döl yollarını huzurdur
huzur kaçan sırtlan yavrusu aralıksız
dövülen...

dövdü

dövmelerde kıratlar koşuk yazdılar
destanlar yazıldı
iril iril yumurta sarılarına...

kırlarda ilham ilham yükseliyor şiir
huzur kaçtı anne devrildi

gelirdi üstelik bahar serinliği ile kaçanlar

yılan kırlarda kıvrıldı

taç yapraklarından
taç yapraklarından ve hüzün
hüzün kaçtı
yoruldu tanrılar tanrıçalar
çiçek açtılar...

ağır melankoli halinde bir koku dağıldı
sisli-rüzgarlı-hanımelili

kokular tapınaklara kadar keder kustular

zehir zehir zehir 

zifiri zehir!

anneler bahar kustular...

Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.

22 Ekim 2024 Salı

uygarın pusulası

ey, uygar!

gece likya saati
uygarlık çiçeği
lotus
himalayalara yolculuk

bir sis bulaşır
gözlerin kapanır düşlere

ey, uygar!

kemirendir
doğunun halılarını
büyücülerdir
kemer atılır
at sırtında uygarlıklara
tüccarlara/delilere/fahişelere

ey, uygar!

tütsüler yakılır
şaraplar içilir
sonra eğlencedir doğunun adı
sevişen barbar-uygarlar
şarap gecelerinde

ey, uygar!

bir haçlı yortusunda
kudüs alınır
verilir en değerlileri
inançsızların
inançları

ey, uygar!

gölgesinde yaşayan
piyonlar dertli
kronikler
dil dil kelimeler
yazılır
dudak dudak
söylencelere dökülür
satırlar

ey, uygar!

soluyandır nefesini
bir yılanın dağlarda
ceset avcıları
geyiklerin çift boynuzlu
düşleri
düşe kalka hedef
tanrılardır tanrıçalar

ey, uygar!

demir dağı dövülür
bir hakana adaklar sunulur
en sonu sis
ve rüzgar dağılır

uzak ışıklar yansıtır pusulayı...

gözgü-ayine'de senin suretin

Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.

tümce-lem

sıralıdırtümcelerdeğmezlerbirbirlerineokşarlarokyanusderinliklerindensatırlarıdizelerçıkagelirkaranlıkgecedekaranlıkgecedeveıslakkayıpolurla...