ey, oğul!
düş giz olan renk ahenksiz harabemize
heybende sakladığın yazgını serpiştir sunağımıza
damarını bul da şırıngala kırmızı kanımızı
ey, oğul!
kavaklar esiyor vahşi/zarif öfkemize doğru bak
çalgılar/çamlar/taşlar devriliyor mabedimize
kez bileklerini çıksın kutsalımız öz yurdumuza
ey, oğul!
genişliyor evren sisler arasında ağır ağır
sütunlarımızı bozma sakın/hakim oluş canavarımızla
ırmaklara ada tapınçla yavaşça en kıymetlimizi
ey, oğul!
sıcak yuvamızda buzlaştırmışız kutsal dölümüzü
bırak serpintilere özgür/aykırı tapsınlar tanrılara
servilerimizi al da açsın ellerimiz göğ delenlere
ey, oğul!
çıplak bir ettir insanoğlu bir gök gürüldemese yere
o anda taparız/göklere/yeryüzlerine/göremeyiz mücevherimizi
ey, oğul!
bir bakışın ara yüzdeki bilincin ifadesini görüntüle
düşleme...
Not: Kubilay Bürgân müstearıyla ara/yüz adlı kitaptan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder